Huzurlu lohusalık mümkün ama nasıl

Anneler kendi içlerine dönmeli ve duygularını dinlemeli

Anne adaylarının gebelik boyunca tüm hazırlıklarını bebeklerin sağlığı ve ‘büyülü kavuşma anı’ için yaparken, doğum sonrası süreçle ilgili farkındalık geliştirmeleri de mühim. Peki duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı bu döneme nasıl hazırlık yapılabilir? Annelerin yol arkadaşı Uni Baby ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Campalle Doğuma Hazırlık Kampı’nda konuşan Klinik Psikolog İrem Polat, lohusalığın psikolojik etkilerine yönelik önemli tavsiyeler verdi.

Uni Baby ana sponsorluğunda 19-20 Eylül tarihleri arasında Sapanca’da düzenlenen doğuma hazırlık kampı Campalle’de ebeveynlere ‘Huzurlu Lohusalık’ başlığıyla bir konuşma yapan Klinik psikolog İrem Polat, birçok ailenin gebelik sürecinde daha çok hamilelik ve doğum anına odaklandığını, ancak sonrasındaki lohusalık döneminin atlandığını belirtti. Bu sürece duygusal olarak hazırlanmak gerektiğini vurgulayan Polat, “Aslında çok planlanmayan, ruhsal anlamda yatırım yapılmayan ama oldukça önemli bir dönem var. O da doğumdan sonraki süreç. Pek çok ebeveyn doğumdan sonra böyle bir dönem olduğuna dair hiçbir fikrinin olmadığını söylüyor” dedi.

 

Her annenin yolculuğu eşsiz

 

Lohusalık dönemlerinde yoğun duygular yaşamanın son derece doğal olduğunun altını çizen Klinik psikolog Polat, “Gebelik esnasında östrojen ve progesteron hormonları yükselir. Doğumla birlikte bu hormonlar ve çeşitli diğer hormonlar düşer. Birden düşüş yaşanması annenin duygu durumunda dalgalanmalar yaratabilir. Yapılan araştırmalar ve bu alanda çalışan uzmanlar kadınların çok büyük bir kısmında doğum sonrası süreçte hafif bir hüzün hali olabildiğini belirtiyor. Bu süreçte hüzün, öfkelenme, uykuda, iştahta değişimler beklenebilir. Bu etkilerin takriben 40 gün ila 1-2 ay içerisinde doğal sürecine dönmesini bekliyoruz. Ama bazı durumlarda da bu süreç daha zorlayıcı süreçlere dönebilir. 1-2 aydan fazla devam ediyorsa bunu doğum sonrası depresyon oluarak tanımlıyoruz ve bir uzman desteği alınmasını öneriyoruz” diye konuştu. Her ebeveynin yolculuğunun ‘eşsiz ve kendine özgü’ olduğunu vurgulayan Polat, lohusalık dönemindeki duygu dalgalanmalarının ve psikolojik etkilerin çözümsüz olmadığının altını çizdi.

 

Annelere sıkıntılı zamanlarında kendi içlerine dönmelerini tavsiye eden Polat şunları söyledi: “Bireyler endişe, korku veya öfke gibi yoğun bir duygu geldiğinde o duyguyu bir an önce göndermek zorundaymış gibi bir yanılsama içine girebilir. Ama yoğun bir duygu varsa, o duyguyu bir an önce göndermektense o duyguyla kalmalı ve bedenimizde nasıl bir etkisi olduğuna bakmalıyız. Örneğin üzüldüm, endişelendim, sinirlendim. Bir duracağım ve bendeki tezahürüne bakacağım. Mevlana şöyle der: “Yoğun bir duygu geldiğinde, onu tanrı misafiri gibi ağırla. Tanrı misafiriyle ilgilenirsin, onu baş tacı edersin. Sana anlatmaya çalıştığı bir şey var. Orada olmasının bir anlamı var. Ama zamanı geldiğinde de o duygudan ayrılmayı bil. Çünkü hiçbir misafir o kadar uzun kalmamalı.”

 

Eşlerin birbirine desteği çok önemli

 

Polat, annelerin sıcak bir duş, küçük bir meditasyon gibi rahatlatıcı ve kendilerine iyi gelen aktivitelere yönelebileceklerini belirtirken, anne ve baba arasındaki iletişimin de altını çizerek, “Eşlerin birbirine olan desteği çok önemli. Aileye yeni bir birey gelmesi hem anne, hem de baba için büyük bir değişim. Dolayısıyla uyum hem eşler arasında hem de üç birey arasında zaman gerektiriyor. Mümkün olduğunca kendi kaynaklarından yardım almaları, kendilerine iyi gelen şeyleri yapmaları oldukça önemli” dedi.

Dr.Furkan Kayabaşoğlu’nun sahibi olduğu Alle Klinik’in organize ettiği Campalle 19-20 Eylül tarihleri arasında NG Sapanca Wellness & Convention Hotel’de düzenlendi. Ebeveyn adayları iki gün boyunca gerçekleştirilen eğitim ve aktivitelere katılarak abeveynlik ve doğum anına dair bilgiler aldı. Campalle, annelerin yol arkadaşı Uni Baby ana sponsorluğunda gerçekleştirildi.


Hibya Haber Ajansı

Okunma