Delta varyantı, piyasalar için; büyük bir fırsat mı, yoksa sınırlı bir moladan mı ibaret?

Bilindiği üzere son zamanlarda Delta varyantına dair gelişmeler piyasalar üzerinde hayli etkili olmakta.

Bilindiği üzere son zamanlarda Delta varyantına dair gelişmeler piyasalar üzerinde hayli etkili olmakta. Özellikle geçtiğimiz hafta, borsalar başta olmak üzere piyasalar üzerinde yüksek oynaklıklı hareketler ortaya çıktı. Vaka sayılarının hızla yükselmesi sonrasında; birçok ülkede yeni kısıtmaların gündeme gelmesi ile geçtiğimiz Pazartesi günü risk iştahında da ciddi daralma ortaya çıkmış ve yatırımcıların riskli varlıklardan kaçış yaptığıbnı görmüştük. Pazartesi günü ABD Doları, Japon Yeni ve ABD tahvilleri gibi güvenli liman varlıklarına gelen talebin devamında Salı günü ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1.12 seviyesine kadar gerilerken, Dolar Endeksi de Salı ve Çarşamba günleri Nisan ayından bu yana ilk kez 93.10 civarına doğru yükseliş gösterdi. 

Tüm bu gelişmeler sonrasında; “fiyatlamaların devamı gelir mi?” derken, işin içine “konjenktür” dahil oldu ve fiyatlama davranışları bir anda terse döndü. Neydi peki mevcut konjenktür?

Vaka sayılarının azaldığı bir dönemde, verilerdeki iyileşmeyle de beraber özellikle 16 Haziran’da açıklanan FED/FOMC kararlarında; tapering(varlık alımlarının azaltılması) tartışmalarının başladığının belirtilmesi ve faiz projeksiyonlarında 2023 yılına 50 Bp. ‘lık faiz artırım beklentisi eklenmesi, yeni konjonktürün “FED sıkılaştırması” olmasının önünü açmıştı.  Sonrasında da; açıklanan önemli birçok ABD verisinin iyi gelmesi ile birlikte bazı FED yetkilileri sıkılaştırmaya geçilmesinin zamanının hayli yaklaştığına işaret etmiş ve bu durum da piyasaların artık diken üstünde hareket etmeye başlamasına neden olmuştu. İşte bu çerçevede olaylara bakan piyasalar, -Delta varyantının yayıldığına dair haber akışlarına ilk etapta normal fiyatlaması ile olumsuz tepki verirken- bu durumun aslında FED’in sıkılaştırmasını öteleyebileceğine dair varsayımı geçerli kılması ile “kötü bir olaydan; pozitif fiyatlama” çıkardı. Yani, FED baskısının şu aşamada ortadan kalkalacağına dair artan umutlar; risk alma iştahına pozitif yansıdı ve başta ABD borsaları olmak üzere bir çok borsa endeksinde ralliler oluştu.

 Tüm bu gelişmeler ışığında baktığımızda, akıllara otomatikman şu soru geliyor: “Delta Varyantı, piyasalar için; son bir fırsat mı, yoksa sınırlı bir moladan mı ibaret?”

Öncelikle, yukarıda da değindiğimiz üzere; işler iyiye giderken sıkılaştırma düşünen FED, Delta varyantının ortaya çıkaracağı belirsizlik ve ekonomiler üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde; kısa vadede sıkılaştırmaya gitmekten imtina edebilir. Hatta ve hatta vaka sayılarının kontrol dışına çıkması durumunda; mevcut gevşeme adımlarını daha da artırmak zorunda kalabilir. Bu açıdan baktığımızda, Delta varyantının piyasalar için kısa vadeli bir fırsat sunacağı aşikâr.

Diğer yandan, yapılan araştırmaların sonucunda varyantın çoğunlukla aşı olmayan bireyler üzerinde etkili olduğu düşünüldüğünde; birçok gelişmiş ekonomi aşılama konusunda yeni tedbir ve teşvikleri devreye alarak Pandemi sürecini kontrol altına almak isteyecektir(ki son günlerde aşı zorunluluğu veya aşısızların sosyal hayatlarının sınırlandırılması gibi bir takım uygulamaların devreye alınmasından bahsedilir oldu). Bu senaryoda da; FED’in, 27-28 Temmuz FOMC toplantılarında olmasa da, 21-22 Eylül toplantılarında sıkılaştırmayı yeniden gündeme getirmesi ve hatta mortgage destekli tahvillerden başlayarak “tapering’i başlatması/başlatmanın tarihini açıklaması” söz konusu olabilir. Yine, virüsün kontrol dışına çıkması senaryosunda da şunu göz ardı etmemekte fayda var; majör merkez bankaları ve hükumetlerin(hazine eliyle) teşvikleri artırması söz konusu olsa bile, istihdam üzerindeki tahribat yeniden artış gösterebilir ve bu da büyüme öngörülerini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu açıdan bakıldığında ekstra para dağıtmanın pek de bir esprisi kalmıyor. Pandemi süresince bir diğer risk unsuru olarak takip edilen yüksek enflasyon konusunda ise; Pandeminin yeniden yayılmasının ortaya çıkaracağı talep daralmasına karşın(ki Pandeminin ilk başına göre çok fazla daralma olmayabilir talepte), arz tarafında istihdam kayıpları ile ortaya çıkacak azalmalar ve Çin gibi ülkelerin devam etmesi muhtemel korumacılık tedbirleri, yeni bir yüksek enflasyon dalgasını beraberinde getirebilir ve FED’i -delta varyantı ile mücadelede başarıya ulaşılır ulaşılmaz- sıkılaştırmaya teşvik edebilir.

 

Bu kapsamda temel senaryomu şu şekilde konumlandırmayı mantıklı görüyorum;

 

  1. FED yetkilileri, varyantın olumsuz etkilerini ölçmek için erken bir sıkılaştırmadan imtina etmek isteyecektir. Ancak, bunu yaparken; -Pandemi kontrolden çıkmadığı sürece- enflasyon rakamlarını ve finansal istikrarı olumsuz etkilememesi açısından ilave gevşeme adımları atmak yerine sadece izlemede kalabilirler.

 

  1. Aşılamanın hızlanması ve bu kapsamda Delta ve diğer varyantları da kapsayacak şekilde Pandeminin kontrol altına alınması ve ekonomik toparlanma emarelerinin yeniden devamının sağlanması durumunda da; FED, tapering adımları ile normalleşmeye(sıkılaştırma) dönebilir.

Velhasıl, mevcut durumda Delta varyantı kaynaklı Covid-19 Pandemisinde ortaya çıkan vaka artışları; sosyal hayatı Paneminin başındaki kadar olumsuz etkilemekten uzak. Bazı ülkelerin uygulayabilecekleri bir takım sınırlamalara karşın, çok büyük bir irüs yayılımı olmadığı sürece büyük karantina tedbiri uygulama ihtimalleri giderek zayıflamış durumda. Bunun yerine; aşılamanın teşvik edilmesi veya bir takım aşılama zorunlulukları getirilmesi yolu ile pandeminin kontrol altına alınmasına çalışılacağını düşünmekteyim. Bu kapsamda, talep tarafındaki kayıpların da; pandeminin ilk başındakine nazaran sınırlı kalması muhtemel. Tüm, bunları düşündüğümüzde; FED yetkilileri bir süre beklemede kalma yolunu seçecek olsa da, ilk fırsatta “parasal sıkılaştırma(QT)” yeniden günme gelecektir. Bu durumda da, sıkılaştırma fiyatlamalarının yeniden ortaya çıkması;kaçınılmaz olacaktır.

Sözün özü: Delta varyantı, FED’in sıkılaştırmasının piyasalar(borsalar, ABD Doları karşısındaki para birimleri ve emtialar tarafında baskı ve daha yüksek faiz beklentileri ile ortaya çıkacak tahvillerden çıkış kapsamında tahvil faizlerinde hızlı tırmanma) üzerinde oluşturabileceği satış baskısını bertaraf edecek olması nedeniyle, piyasalar açısından; büyük bir fırsat olmaktan çok, nefes aldıracak kısa bir mola olabilir.

Kaynak: Işık Menkul-Yusuf Kavak

Hibya Haber Ajansı

Okunma